Tuesday, July 6, 2010

P.S. : Yaz


Hava sıcak. Gerçi "mevsim normallerinde seyrediyormuş İstanbul'da sıcaklık" ama bence sıcak. Sıcağa bayılmayan biri olarak bana her daim sıcak. Hava sıcak, şehir sıcak, binalar sıcak, insanlar sıcak. Hoş İstanbul'u sel götürürken Londra'da hava 30 derece iken yine de sıcak bu kadar rahatsız edici değildi; nem faktörü herhalde. Şu duvara yapışık telefonlara hep özenmişimdir. Amerikan filmlerinde vardır genelde mutfakta raflara yakın bir yerde duvara yapışık durur, odalarda ve salonda mutlaka paraleli vardır. Hep özenmişimdir ama bizde öyle bir kullanım pek yok, Avrupa'da da yok sanki (denemişliğim var fransa'da ama hiçbir zaman istediğim fantastik kullanıma kavuşamadım). Dün yıllar sonra ilk kez yazılı sınava girdim Türkiye'de. Doğum günüm sabahı, eğlence sonrası 5'de eve girip 8'de evden çıkıp nasıl geçtiğime inanamadığım (belki tarık 'ın müthiş ders çalıştırmasının etkisi olabilir: sınava 2 gün kala iş arası 1 saat, benim eli kolu sallayarak gittiğim tabii özenli insanın sadece yardım etmek için bütün soruları çözüp geldiği özel dersimin etkisi. fakat yine gördüm ki okul hayatında tembel olan insan okulla ilgili her zaman tembel kalır.) ulusal olarak yapılan test sonucu gidip kaydoldum daha doğrusu başvurdum, dün yazılı sınavına girdim, herhalde yarın veya öbür gün de mülakatı olacaktır. Yazılı öncesi hafiften "ya baksam mı 1-2 essay örneği, yanıma alacak silgim yok" gibi gereksiz şeyler düşünüp tabii ki de yapmayıp her zamanki gibi elimi kolumu sallayarak gidip değil silgi kurşun kalem, tükenmez kalem kullanan yegane insan bendim sanki.
Tamam anlıyorum farklı eğitim sistemleri filan da artık lisede değiliz, üniversitede dahi değiliz, her şey daha ilerliyor. O halde ebeveyn ile kapılara gelmek ne ya? Kazık kadar insanlar hala anneleri ile geliyor, ellerinde 1 lt su, şeker, ne o 3 saatlik sınavda düşünecek 2 tane kompozisyon yazacak. Yazamıyor da zaten. O kadar kurallı kaideli, seçeneklerden cevabını işaretleyeceği bir sistemde ki. Önümdeki öğrencilerin-muhtemelen yeni mezun yani en az 20 küsür yaşındaki insanların - dört farklı süjenin olduğu soru kağıdına oklar çıkartıp üzerinde detaylı plan yaptığı, müsvedde olarak arka sayfasını kullandığını gördükten sonra ne yazık ki Türkiye'deki eğitim sisteminin çoktan bittiğini bir kez daha anladım. Düşünemeyen, yazamayan insanlar cenneti.

whatever...

Yaza geri dönersek, daha denize girmedim, Bodrum'a gitmedim, gözlüğümü takıp saatlerce yüzmedim ama sanki yaz da gelmiş gibi hissettirmiyor ya da bu yıl bana öyle gelmedi. Belki beklenmedik uzunlukta süren yaz yağmurları, belki başka heyecanlar, belki değişen insanlar, belki değişen heyecanlar, belki Londra, belki yazılı, belki mülakat, belki açılışlar, belki mezuniyetler, belki garip haller vs vs... Ama bilirim ki saçımı artık resimdeki gibi toplayabiliyorum, uzunluğunu seviyorum ama her an kestirebilirim. Ama şu anda tepemdedir. Cumartesi gecesi olduğu gibi ...

No comments: