Sunday, July 25, 2010

Never on sunday # 4


... çok sıcak bir cumartesi, muhteşem borsalino'mla beraber düz elbiseler peşinde bir cumartesi (ne yazık ki düz basit elbisem yok ve sıcakta mümkünse sokağa sadece basit bir bez parçası ile çıkmak istiyorum), akşamında yemeğin olduğu bir cumartesi, büyük paraların-nakit- plaklara verildiği bir cumartesi, çok ama çok özlediğim A.Y. ve Christophe, Superstar S.Y.& uzak memleketlerde yaşayan evladı A.Y.'nin rahat evi, komik davetliler, eğlenceli davetliler, "ya kusura bakma ben seni bazen çok geç arıyorum; açma nolur ararsam" lafı edip "haha! farkındaysan açmıyorum" cümlesini duyup aynı gece 2'de yine arayan davetliler ( cidden karşı cins beni benden alabilen yaratıklar. şaşkınlık içerisinde kalabiliyorum bazen. ama seriously!), yemekten çıkıp da R.'ye gidiş, bavuluna yardım, geçen gecenin dedikoduları, elbette R.'den daha erken uyanmam, uzay mekiği karmaşıklığındaki televizyonlarını çalıştıramayıp masanın üzerinde hediye gelmiş "evrenden torpilliyim" benzer isimli bir kitabı karıştırıp "evreni çözmek-kahkahalarla, 11'de Sami Amca için sinagogda dua ve kahvaltı, sinagog için "kapanmam", Forever A., mahalleye dönüş, nihayetinde never on sunday, cumartesiden daha sıcak bir pazar, salonun tavanında dönen pervane, yatak odasındaki klima, açık olan tüm camlar, yenilen tüm pislikler (r.'nin gece ettiği "şu sıralar hiç dikkat etmiyorsun reflüne şekerine, ayrıca çok içiyorsun" lafı), nasıl olsa R. & sevdiğimiz insan kool şahsiyet K. 1 hafta olmayacak diye almış oldukları tüm dvdlere el koymak, seyretmek için never on sunday hafifliğindeki Mine Vaganti tercihi, eğlenceli film, esmer kadın beğenmesem de filmdeki kızı çok beğenmem, kavuşulmayınca aşk olduğu gerçeğinin bir kez daha gösterilmesi, kocasının kardeşine aşık olup yıllarca aşkını yaşayamayan şeker hastası babaannenin bunu dillendirmesi, makarnanın insanları mutlu etmesi, makarna etrafında şekillenen yemeklerin mutluluk yayması ama yine de hatta çoğunlukla görünen mutluluk halinin gerçek olmaması (değil mi?), herkesin mutlaka bir sırrının olması (değil mi?) , çoğunluğun "mış gibi", poz verdikleri resimlerdeki gibi yaşadıklarını gösterme çabası (değil mi?) , "kim ne diyecek korkusu" ile yaşaması( değil mi?), "mutsuzluk mu mutluluk mu" bocalamasından sonra elbette mükemmel poza uygun mutsuzluğu seçmesi (değil mi?), evet eğlenceli film ama tam da sona doğru "oh be ilk defa sezen aksu şarkısı yok bu adamın bir filminde de" diye düşünürken elbette yanılmam, elbette tüm dünyada geçerli olan diva ve gey aşkının asla bitmeyeceğini bir kez daha öğrenmiş olmam, misal sezen aksu ve geyler, cher ve geyler, diana ross ve geyler, ajda pekkan ve geyler vs sıcak yarın daha da sıcak derken keşke her gün never on sunday olsa bana yüreğim bu kadar hafif olsa... yine de ne olursa olsun, iyiyim, keyfim yerinde, beni bilenlerin bildiği gibi yamuk vaziyette gülümsüyorum, bir de denize gitsem saatlerce yüzsem daha ne isterim ki, never on sunday...

No comments: