Zaten hava nemli zaten klimalı bir odada olmaktan nefret ediyorum zaten nemli yaz geceleri beni bunaltıyor bir de kabus görerek uyanmak en sevimsizi. 5:40 civarı "mafya" temalı kabus ile korkarak uyanıp haliyle bir daha da tam olarak uyuyamadım. Ve bu yüzden de suratsız ve huysuzum. Oysa suratsız olmama sebep yok. Evet. ho ho ho ho . I heart ..!
Ama suratsızım. Hem kabusun etkisi hem de hala gerizekalı kuaförlerin doğru düzgün bir fön çekememesinin etkisi. Hem de en pahalılarının hem de en havalı olanlarının. Nefret ediyorum tipik türk kadını fönünden, mükemmel kabarık fönden ve ne kadar anlatsam da bu kadar mı moron olunabilir? Yok kesinlikle anlatamıyorsun derdini çünkü nasıl olsa dinlemiyor anlamıyor.
Suratsızım. Ne var ki gidince mutlu olacağım. ho ho ho ho!
Thursday, August 19, 2010
Tuesday, August 17, 2010
Sun kissed
via iconologyİngilizcedeki bayıldığım sıfatlardan: "sun kissed". Gerçekten de sun kissed bir tatildi. Hem de hiç olmadığı kadar. Hem de her türlü 50 ve üstü korumaya, beyaz kalma arzusuna rağmen. Sakin, mutlu, huzurlu ( ve tabii dönüş için anlatamayacak kadar "heyecanlı "vaziyette) lacivert marin motifli bikini ile Yunanistan'a kadar yüzüp gelmek, balık yemek, neredeyse çıplak gezmek (ki bugün dönüş yolunda giyinmek o kadar sıkıcı geldi ki), düşünmek, gülmek, hayal etmek, geleceği görmek, her şeyin kendi zamanının olduğunu bilip tebessüm etmek, daha da bir inanmak, güzeli görmek, epeyce "çirkin" detayı unuttuğunu fark etmek (hem de en bombalarını, zamanında "en fantastik" olanlarını), geçmişin çoktan gelen sonu ile çok mutlu olmak ve anı yaşamak...
I got sun kissed, hem de kızıl saçlarım artık beni neredeyse sarışın yapana dek.
Tuesday, August 10, 2010
sea sex and sun

herkes denize girdi; but me.
bu yıl fantastik 4'lü bodrum maceraları yaşanamayacak. kimse tatilini ayarlamayı beceremedi, her şey son dakikaya kaldı; olmadı.
erken dönmek zorundayım çünkü yine düğün var. hem de kallavisinden. hem de fransa'daki en yakın arkadaşlarım geliyor. hem de işin doğrusu düğünden ziyade jumelles'ler buraya geleceği için çok mutlu ve heyecanlıyım.
bir başka heyecanım daha var. bilmesi gerekenlerin bildiği, dönüşümü daha bir mutlu kılan heyecan bu.
yine de bu sıcaklarda gittiğim, istanbul'da gündelik yaşamı her yerde her alanda kabus haline getiren körfez arap yarımadası'ndan gelen, türk insanın yalakalık yapmaktan usanmadığı araplardan uzaklaştığım, yaşamadıkları hayatları yazan kimin gaz verdiğini anlamadığım blog yazarları, cahil kötü köşe yazarları ile kısa sürede olsa karşılaşmayacağım (misal mehmet tez. müzik yazarı adı altında bu kadar mı cahil olunur, bu kadar mı kötü bir türkçe ile yazılır? rolling stone'u batırdı hala yetmedi, bir dönüp aynaya bakmıyor mu ben nerede hata yaptım diye. bakmaz ama o da haklı. neden baksın ki? hala yazabiliyor bu işten para kazanabiliyor, ahkam kesebiliyor. ne de olsa türkiye burası. ortalama insanlar cenneti, average white man, welcome to heaven), ellerimdeki ayaklarımdaki kırmızı ojeleri sileceğim, günlerce yüzüme hiçbir şey sürmeyeceğim, sadece denizde saatlerce yüzeceğim, havuza girmeyeceğim, güneşlenmeyeceğim, esmerleşmeyeceğim, balık yiyeceğim için çok mutluyum. ama yine de dönüşüm epey muhteşem olacak. çünkü ...
P.S. : düğün ve cenaze
hem düğünün hem de cenazenin olduğu bir hafta sonu sonrası, belki tatsız ama önce cumartesi cenaze sonrası pazar e.k.'nin sürpriz düğünü, j.a.'nın sırf düğün için bodrum'dan kalkıp gelmesi, sıcaktan yapışan elbise ve boşa giden bir fön, yıllardır görülmeyen bazıları özlenmiş kimi sp kızları, samimiyetsizliği ile insanın tahammülünü zorlayan, 7'sinde ne ise 70'inde de aynı kalacak kalacak ve asla "gerçek" olamayacak gülben ergen kılıklı hatta gülben ergen hırslı uzağımda olmasını istediğim sp kızı, mutlu e.k. & her şeyi ayarlamış olan f., cumartesiden beri şekerimin sürekli düşmesi, şekerin reflüyü tetiklemesi, sıcaktan bitap düşmem, yarın sabah gidiyor olmam tek mutluluğum derdim ki...dönüşümde yaşayacağım "olay"dır şu aralar en büyük ve en eğlenceli mutluluğum.
düğünün bombası: pasta kesilir ve gelin ile damat ellerinde çatal ve pasta parçaları ile durup karşısındakine uzatır, romantik bir an filan ... yani olması gereken şey bu iken, bizimkisi-e.k.- pastayı önce kendi yer, damat şaşkınlık içerisinde bakakalır, biz gülmekten yerlerdeyiz, e.k. ise "aa önce sana mi uzatacaktım" der. ayrıca nereden nereye? daha sadece geçen yaz, cavit'te oturup karşı tarafta sevmediğimiz insanın mekanında sevdiğimiz insan c.d. ile uzaktan sohbet ederken, gece yarısını geçkin bir saatte karşı'dan gelen misafirleri masamıza kabul ederken e.k. pazar gecesi yaşanan düğüne ihtimal vermiyor, "zor zor çok zor" deyip duruyordu. hayat işte! ne zaman her şey planlandığı gibi oluyor ki? dileğimiz güzel sürprizlerin planlı hayatı bozması, kötü sürprizlerin ise en az seviyede olması.
düğünün bombası: pasta kesilir ve gelin ile damat ellerinde çatal ve pasta parçaları ile durup karşısındakine uzatır, romantik bir an filan ... yani olması gereken şey bu iken, bizimkisi-e.k.- pastayı önce kendi yer, damat şaşkınlık içerisinde bakakalır, biz gülmekten yerlerdeyiz, e.k. ise "aa önce sana mi uzatacaktım" der. ayrıca nereden nereye? daha sadece geçen yaz, cavit'te oturup karşı tarafta sevmediğimiz insanın mekanında sevdiğimiz insan c.d. ile uzaktan sohbet ederken, gece yarısını geçkin bir saatte karşı'dan gelen misafirleri masamıza kabul ederken e.k. pazar gecesi yaşanan düğüne ihtimal vermiyor, "zor zor çok zor" deyip duruyordu. hayat işte! ne zaman her şey planlandığı gibi oluyor ki? dileğimiz güzel sürprizlerin planlı hayatı bozması, kötü sürprizlerin ise en az seviyede olması.
Saturday, August 7, 2010
Teach me how to fight, Sherlock !


Ben hiçbir yere kıpırdayamıyorum, Sekvotka diyor ki "çalıyorum gel", M. diyor ki "ya yeter ama ya yağmurda çıkmıyorsun sıcakta çıkmıyorsun yiyeceksin dayağı", çirkin ama karizmatik erkek B. diyor ki, aslında bir şey demiyor, telefonu alıp sadece "seviyesizsin" deyip kapatıyor ama ben sıcaklardan nemden bittim tükendim hiçbir yere çıkamadım. Oysa çıkıp mutluluğumu paylaşmak isterdim dünya ile; gel gör ki ona dahi halim yok. Ama "tamamdır".
Dilim ve bedenim yere yapışmış vaziyette Sherlock Holmes 'ı seyrettim. Robert Downey Jr gitgide nasıl da güzelleşiyor, itliğine itlik katıyor, bir de kool oluyor. Yanında da sümük gibi Jude Law, ki Watson ismi benim için önemlidir, heyecanlandırandır ama işte vıyık vıyık Jude Law hiç çekilmiyor. Kız da olmamış ama yani who cares, Robert Downey Jr bitirmiş filmi, devamında da bitirecek gibi gözüküyor. Ayrıca verdiği dövüş taktiklerine hayranım. Hemen aklımın bir köşesine not ettim. Neymiş birisi saldırırsa hemen kulağına balyoz gibi yumruğu basıyorsun.
Bundan ayrı olarak da lütfen, let's fight then we can make up! Ama yine de her türlü fiziksel aktivite için sıcakların geçmesini bekleyelim çünkü değil bedenimi, parmağımı kaldıracak vaziyette değilim. Beyaz tenli güneş sevmeyen, şekeri reflüsü olan bir insanım. Çıplak dolaşmanın bile yetmediği insanlardanım. Fakat az kaldı. Hem denize, Yunanistan'a kadar yüzmeme. Hem de denizden dönüşümdekine. Oh beybi! Ama o zamana kadar evden çıkması gereken, gitmesi yapması mutlak olan işlere sahip bir insanım. Hem de bugün.
p.s. yara. göz altı, kol, bilek. büyük değil, orta bir çizgi. you just killed me!
Tuesday, August 3, 2010
Boy ve boyut
Mümkünse başlığı okuyunca müthiş seviyeli ve elegan arkadaşlarım "boy derken ?" demesin, ben zaten dedim...
Bence bir dağ boyutunda. 305*183*56. Bu ne ya? Salonun ortasına koymayı istediğim komik çocuk havuzu olimpik havuz dönüştü resmen ve signed sealed and delivered. Daha şişirebilmiş değilim-pompası yanında geliyormuş, onu da öğrenmiş olduk- ve sanıyorum direkt olarak Bodrum'a götüreceğim. Tahminimce evin ortasında olması biraz zor gibi geliyor. Hadi şişirdim koydum salonun ortasına da nasıl boşaltacağım o suyu? O yüzden Bodrum'a götürmek sanki daha mantıklı, koyarım arka bahçeye, denize inilmediğinde A. Ailesi içine girer, serinler. Dediğim gibi bir dağ boyutunda havuz göndermiş Tribün Çocuğu. Teşekkürlerimi iletir sevgilerimi gönderir ama kendimin suyun içindeki resmimi çekip göndermeyeceğimi de buradan bildiririm. Ciddiyim. Ama bunun dışında dağ havuz için teşekkürler. Gel gör ki küçüğünü yine almam gerekecek.
Fantastik bir hayatım var ki, ben bile şaşıyorum bazen.
Bence bir dağ boyutunda. 305*183*56. Bu ne ya? Salonun ortasına koymayı istediğim komik çocuk havuzu olimpik havuz dönüştü resmen ve signed sealed and delivered. Daha şişirebilmiş değilim-pompası yanında geliyormuş, onu da öğrenmiş olduk- ve sanıyorum direkt olarak Bodrum'a götüreceğim. Tahminimce evin ortasında olması biraz zor gibi geliyor. Hadi şişirdim koydum salonun ortasına da nasıl boşaltacağım o suyu? O yüzden Bodrum'a götürmek sanki daha mantıklı, koyarım arka bahçeye, denize inilmediğinde A. Ailesi içine girer, serinler. Dediğim gibi bir dağ boyutunda havuz göndermiş Tribün Çocuğu. Teşekkürlerimi iletir sevgilerimi gönderir ama kendimin suyun içindeki resmimi çekip göndermeyeceğimi de buradan bildiririm. Ciddiyim. Ama bunun dışında dağ havuz için teşekkürler. Gel gör ki küçüğünü yine almam gerekecek.
Fantastik bir hayatım var ki, ben bile şaşıyorum bazen.
Dream on # 4

Bu kadar sıkıcı ve gereksiz ve hatta boğucu insanları rüyada gördükten sonra zinde ve mutlu uyanmak herhalde hayatın güzelliklerinden olsa gerek. Hiç düşünmeme gerek yok, uyandığımda bitmişti ve gülüyordum. Gerisi boş. Her ne kadar gördüklerim gereksiz ve varlığı bence manasız insanlar olsa da.
Subscribe to:
Posts (Atom)