Wednesday, June 4, 2008

Sıcak samimiyet # 2

Galiba bu tarz yani elle öpücük gönderme kendisinin tarzı. Öğleden sonra gerçekleşen ikinci röportaj sonrasında ertesi gün için sözleşip ayrılırken yine benzer bir uzaktan öpücük gönderme hali ile ayrıldım kendisinden. Yine çok gülerek çünkü bu seferki daha bir garipti ben çözemedim önemsemedim ayrıldım yanından.

Ancak ilginç. Bugün de 2 mülakat var. Hadi hayırlısı.

P.S. Elektrik kesintisi saatlerce....dün gece....gerçekten millet mars'a araç gönderiyor bizde hala neler oluyor neler tartışılıyor?

Tuesday, June 3, 2008

Sıcak samimiyet

Ben ki dışardan o kadar soğuk, o kadar küstah dururum ancak bazı durumlarda pek bir güleryüzlü, canayakın, sevecen olduğumu farkettim. Bilmiyorum çok tasarladığım kafamda kurguladığım bir hal değil elbette (ki laubali insandan nefret ederim) ama bir şeye sarılınca, onu benimseyince müthiş güleryüzlü oluyorum.

Az önce televizyon çekimi vardı buradaki büyük organizasyon ile ilgili olarak. Kendisini pek tanımam da A. ailesinin fotoğrafçı kısmının arkadaşıdır, beraber Lübnan, Beyrut diye dolaşmışlardır. Dünden beri bir komünikasyon halinde olup sabah da tanışınca pek bir güleryüzlü, sıcak kanlı halim iyice sevimli bir hale dönüştü. very cutie, very pretty. Çekimi yapan da bu camianın en bilindik en eski isimlerinden. Benim de yakinen gördüğüm en esmer karşı cins. Ciddiyim. Neyse kıssadan hisse diyeceğim şu ki, hiç tanımam etmem bu sabah tanışıp el sıkıştık ama ayrılırken garip bir samimiyetle adam bana öpücük gönderdi. Ben tabii şok halinde bakakalıp hiç bozuntuya vermeden devam ettim algılamamış gibi yaptım. Muhtemelen bilinçsizce farkına varmadan yaptığı bir hareketti ama ben çok güldüm. Hem harekete, hem de o soğuk ve uzak halimin bazı insanlara işlemediğine. Samimi arkadaş mı olduk acep? Aman derim ben...

Monday, June 2, 2008

Gereksiz # 2

Ne kadar gereksiz ne kadar sıkıcı ne kadar iç geren bir gündü.

Bitti.

Mi?

Yarın yine kulağımda müzik ve diğer şeylerle uyanayım. Arkası gelsin, gün başlasın güzel geçsin.

Ama bugün bitsin.

Sabah keyfi # 6

Çok fazla yorumu vardır ama benim favorim Ella Fitzgeral ve Louis Amstrong ile olanıdır. Sanıyorum sonra Doris Day gelir listemde. Hatta 90ların başında Cranberries'in bile yorumu vardır. Ella ve Louis tahminimce 30ların sonlarında yorumluyor bu şarkıyı ( çünkü louis amstrong 1937 son kez ella fitzgeral ile duet yapıyor)

whatever . Kahvemi içerken gökyüzüne bakarken gelsin... Dream a little dream of me ...

stars shining bright above you
night breezes seem to whisper I love you
birds singing in the sycamore tree
dream a little dream of me
say nighty-night and kiss me
just hold me tight and tell me you'll miss me
while I'm alone and blue as can be
dream a little dream of me

Telefondan gelen sesler

Çok uzun süredir, belki de bu eve taşındığımdan beri, ara ara ev telefonumdan sesler gelir. Haşur huşur, sanki arada bazen faks sesi varmışcasına. Son çıkan haberlerden ve belgelerden sonra artık "dinlenmiş" olabileceğimi düşünüyorum. Devlet herkesi dinliyormuş, insanları mahremiyetini tamamen ihlal ediyormuş ya. Ne kadar güzel bir ülke burası, insan kendisini ne kadar güvende hissediyor.

Eğer dinleniyorsam (ki biz f.a.'nın cebinin dinlendiğini anlamıştık) fantastik insanlarla fantastik konuşmalarım sebebiyle ilginç oldu bu durum tabii. Dinlemeye değecek, gizli saklı mevzular olduğundan değil de, dedim ya fantastik insanlarla fantastik konuşmalar gerçekleşmiş olduğundan. Hadi bakalım!

Sunday, June 1, 2008

Hırs demişken

Sabah sabah hırs diye yazmışken sonrasında seyrettiğim film cuk oturdu (hemen film diye "fiksiyon" olarak düşünülmesin. gerçek hikaye. lütfen!).

Kadınların hırsından korkarım. Kendilerine, hemcinslerine, yakınlarına, etrafındakilerine hırsları sebebiyle yapacaklarından, yapabileceklerinden. Bir şekilde üzülsem de, sevmediğim duygu "acıma" da hissetsem de sonuçları gördükçe "bir ömür boyu benden uzak olsun" düşüncesi gittikçe derinleşiyor. Hazzetmiyorum. Ne böyle insanlardan, ne de amaca giden böyle yollardan.

Hikayede bir de hırslı kadınların erkeklerle ilişkisi var ki ne yazik ki burada erkekler pek akıllı olamıyorlar. Göremiyorlar perdenin arkasındakini. Neticede eğer bir kadın isterse karşısındaki erkeğe istediği her şeyi yaptırtabilir. Muhtemelen karşı cins bana "hayır biz her şeyi görebilir anlayabiliriz" diyebilir ama ne yazik ki gerçek böyle. Kadının sadece istemesi ve bu hırsa sahip olması yeter. Yapar yapmaz o sadece ona kalmış bir şey ancak isterse yapabileceğini bilir. Örnekleri evrensel tarih denilen şeyde olduğu kadar kişisel tarihte de vardır. Bunlar İngiltere tarihi, Osmanlı tarihi, yakın zaman tarihinde okunabileceği gibi kişisel günlüklerde görülebilir. Elbette her şey Anne Frank'ın günlüğü gibi yazılı olmasa da hafıza diye bir şey var: mémoire personelle.

Ben kendiminki düşünmeye başladım. İyi etütler diyorum o halde.

* Neden pazarları ciddileşiyorum? Halbuki her şeyin dingin olduğu gün pazarken beni bir ciddiyet alıyor. Gerçekten şoktayım.

Hırs

Hırs denilen şey tehlikelidir. Ya da ben tehlikeli bulanlardanım. Hırsın kabul edileni, makul olanı, kişiyi ileriye götüreni var bir de Machiavelli izinde gideni var. Hırslı kadınlar, hırslı erkekler bana çok itici gelir. Hele hele amacına ulaşmak için Machiavelli'nin yolunu tercih edenlerden zerre hazzetmem. Sinsice, gülümseyerek büyük planlarını masum ifade ile saklayanlardan uzak durayım.

Hayatta her gün hırsla imtihan içerisindeyiz. Kimi zaman yeniliyoruz kimi zaman kazanıyoruz. Yenildiğimizde karşımızdakini gözyaşları göremesek de ağlatıyoruz, içinde bir şeyleri kırıyoruz. Kazandığımızda ise etkisini hemen anlamasak da sakinleşiyoruz, belki farkındalığımız sonra gelişiyor ama günü geldiğinde yaptığımızla gurur duyup huzur içerisindeki vicdanımızın hafifliğini yaşıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde bu güzide ülkenin özenle şeçilmiş güzide milletvekilleri görme engelliler ile bir dostluk maçı yapmışlar. Amaç zaten çoğumuzun hayal dahi edemeyeceği bir zorluk içerisinde yaşayan insanlara keyifli an, gurur duyacakları bir müsabaka yaşatmak. Ancak bu çok güzide insanlar görünüşte ayı olmakla kalmayıp maneviyat olarak da ayı olduklarını göstermişler. Dostluk maçı yaptıkları görme engellileri 7-3 yenerek! Gerçekten bravo. Ne kadar yüce bir başarı, ne kadar fevkalade bir davranış. Ne kadar şanslıyız bu adamlar mecliste bizim paralarımızla günü gün ettikleri için. Ha bir de bunlar dincidirler. 5 vakit namazında, ramazan ayında orucunda, flörtü günah sanan, her daim her yerde büyük konuşanlardan yani. Aslında tek tanrılı tüm dinlerde mütevazilik ve hırsına yenilmemeye dair söylemler hatta yasaklar vardır ama herhalde bu ayılar bizden daha iyi biliyorlar ki böylesine şerefli bir davranışı gerçekleştirmişler. Ne de olsa biz günahkarız. Rakı filan içip türlü rezillikler yapıyoruz ...

Neden pazar günleri hafifliğini anlatmak varken böyle sinirleniyorum?

Neyse never on sunday ...Dün gece, eğlenceli gece, şaşırtan gece, keyifli gece, güzel gece. 04:04. Hiç fena değil.