Monday, January 11, 2016

- 1 David Bowie "time takes a cigarette..."



Biz burada ölümlere, erken ölümlerine, çocuk ölümlerine, genç ölümlerine ne yazık ki alıştık ama büyüklerin, güzellerin ölmesi gerçekten bir haksızlık. 

Özellikle de çirkinler ve leşler domuz gibi semirmiş vaziyette hayata devam ederken ...

Canım David Bowie ...Tam da bu sabah dinlemiş, "ya yeni albümü alayım yine ben" demiştim ki haberi düştü ... Üzüntüm dev, kendisi zaten dev. Bir o kadar genç. Daha konsere de gelecekti ki ben bugüne kadar Rock n' Coke manasızlığına gitmemiş biri olarak, onu görmeye gidecektim. 

Canım David Bowie ...


Modern Love, Rock N' Roll Suicide, Rebel Rebel, Young Americans, Heroes, Wild Is The Wind, This Is Not America, Ziggy Stardust, Space Oddity, China Girl, Ashes to Ashes çalsın hep...Ama özellikle de This is not America. Veya Heroes. ya da Modern Love. Ya da birçok insana attığım maillerin başlığını oluşturan Ground Control To Major Tom

Ulan bütün kötüler, çapsızlar hala hayatta iyiler de her geçen gün azalıyor. Dünyanın sonu geliyor herhalde ...

Tuesday, January 5, 2016

Ve Nihayet Futebol ...



O kadar uzun zamandır futbolla daha doğrusu Türkiye'deki çirkin futbolla, futbol insanları ile ilgilenmiyorum ki şahane Zidane haberini okuyana kadar futbolu özlediğimi farketmemiştim. Gerçi hala Türkiye'deki hiçbir şey ile ilgilenmek ilgimi çekmiyor. Başından sonuna her şeyi ve herkesi ile epey gerzek bir durumda futbol. 

Ancak... Zidane, güzeller güzeli insan şahane futbolcu Real Madrid'in teknik direktörü olmuş! Bu haber ile bir anda kendimi tekrardan futbol ile ilgilenir, L'Equipe sayfalarını karıştırır buldum. Real Madrid'i zerre sevmesem de güzel futbol seyretmek müthiş bir şey. Bir takımı desteklemek de öyle. Keyif aldığın mutlu olduğun bir şey. 

Zidane'lı Real Madrid güzel olacaktır, İspanyollar şanslı, Madridliler daha da şanslı. 

Biz de işte burada abuk subuk tiplerin tüpçülerin olduğu bir ligde embesil ötesi bir oyun çıkartıp adına da futbol demeye devam ediyoruz. 

that's life bebeğim. 

P.S. Neredeyse 9 yıl olmuş... Dükkanın ilk açıldığı zaman yani 2007'nin ilk günlerinde Zidane'nin belgeseli festivalde gösterilmişti ve F.A. ile Le Carré Vert filmine beraber gitmiştik. Film güzeldi, Mogwai'nin müzikleri güzeldi, F.A. güzeldi, Türkiye kesinlikle çok daha güzeldi. Ama işte bugün buradayız, nereden nereye? Neler değişmiş, neler gitmiş, neler gelmiş 9 yılda? Güzel de var çirkin de. Çirkinlikler tamamen gitsin de sadece güzellikler kalsın... Dükkanda böyle olur da Türkiye'de biraz zor bi 10 yıl daha çirkinlikler diyarındayız. 

Ama nihayet futebol, değil mi? Naysss...

Sunday, January 3, 2016

Wish List


Bu yıl ihtiyaç büyük. Mutluluk arayışı da wish list de artık toplumsal hayat içerisinde olmazsa olmaz dediğimiz bir hale geldi. Ee, madem yıl başladı, o halde bir şeyler değişsin güzelleşsin, iyileşsin değil mi? Dediğimiz, dilediğimiz mutluluk olsun. Güzeller güzeli dükkan da içine girdiği ve her an kötü haberlerle sarsıldığı karanlık başlıklardan konulardan çıksın, uzaklaşsın ve eski pervasız, umarsız, serseri ruh haline geri dönsün. 

Wish list işte ne yaparsın, dilemekten başka bir şey olmuyor. Bakarsın işe yarar.

Friday, January 1, 2016

İlk günler

Böyle geldi. Yeni günler, yeni yılın ilk günü. Eğlenceliydi. Biz zaten geçen cumartesi gecesi malum yeni yıla sansasyonel vaziyette ve şampanyaya düşmüş girdiğimiz için gerisini her yılki gibi salladık. 

2015 bitsin gitsin zaten. Kişisel olarak şikayetim olmadığı hatta getirdiği güzelliklerden mutlu olsam da genel olarak BOKTAN ve ötesi bir yıldı. Çirkin ve kötünün yayılarak genişlediği, insanlık açısından boktan bir yıldı. Bitsin ve gitsin. Bir şeyler de güzel olsun.

P.S. Yine de yılın son günün de kar yağması bir de üstüne tatil olması bir de üstüne Sekvotka ile mahallede buluşup viski içmemiz güzel oldu. Geri kalanı zaten #8. All over.

P.S. (2) Hayır, partiden sonra evde hiç içki kalmadı. Yani doğru düzgün bir şey. Yoksa abuk subuk bira mira gibi manasız şeyler- ne yazık ki- mevcut.

Sunday, December 27, 2015

Ve işte o gece



Gelenekselleşmiş olsa da bir şekilde son iki yıldır yapmaya üşendiğim neden üşendiğimi de açıkcası anlamadığım pre-yılbaşı partisi nihayet gerçekleşti. Hem de en skandallı, en payetli, en şampanyalı ve en kalabalık haliyle ... Gecede kimler olduğunu, neler olduğunu yazacak kadar halim yok ancak efsaneye yakın demek yanlış olmaz. Kısacası şanına yakışan şekilde bir gece daha yaşandı, yeni yıla çoktan girildi, gerzek 2015 defteri kapandı. 

P.S. Parti her yıl yeni bir skandal yeni bir skandal açılımı ile geliyor. Yapacak bir şey yok. Çoğunlukla vandal bir ortam işte, ne yaparsın. İşin eğlencesi de biraz burada. 

P.S. (2) Biz, her sene olduğu gibi yine yılbaşına girmiş olduk. Şimdi diğerini beklemek gerekiyor. Cidden gereksiz!

P.S. (3) Korkum gereksizmiş. Genelde çevreleri birleştirmesem de doğru insanların birleşmesi güzel oluyormuş, geçiş rahat oluyormuş. 

P.S. (4) Nereden nereye değil mi? Gerçekten de memory lane gibi geldi geçti tüm yıllar, tüm partiler, tüm insanlar. 

P. S. (5)  Şampanya... İçine düşüldü demek yanlış olmaz. Single malt ve diğerlerini geçiyorum bu coşkunun yanında. Bi de buraları takip edip de hırslananlara sonra da kendini tutamayıp mesajlara boğanlara gelsin. Öyle böyle değil valla; net İstanbul'da başka bir ev partisinde bu kadar şampanya açılmamış içilmemiştir. Öyle zavallı Moet veya Henkel değil bahsettiğim, bildiğin vintage. Ha, ben hep bitmesini ister miydim, hayır, bu sene ortaya iki şişe bırakıp diğerlerini kaldırmayı ihmal ettim ve sonuç hepsi açıldı. Bir şekilde iyi oldu, her şey 2015'i tepe tepe gönderdi.

Saturday, December 26, 2015

Beklerken...


Beklemek zor iş. Hastalanmamaya çalışarak beklemek daha zor iş. Ama dedikleri gibi, the night is young, so are we.

Tuesday, December 22, 2015

Arada Yaşananlar # 9


"Nerede kalmıştık" derken arada yaşanalar, yemekler, eğlenceler, kahkahalar, kahkahaları takip eden üzüntüler ( bunlar artık olmazsa olmaz çirkin Türkiye halleri) deyip hep bir devam için uğraşmak neticesinde mutlulukla gelen #8'in doğumgünü ve tam da doğumgününün Star Wars'a denk gelmesi, pek heyecanlı pek mutlu pek eğlenceli gecenin mutluluğu, "Ah canım Han Solo", hediye kaosu (nerede kaykay günleri, porsche günleri, hediye bile kaos oldu), pek bir eğlenilen, sevilen Morini gecesi ki bu kadar zaman neden gitmemişim kendime şaştım ama no way, Zorlu, yok sevmiyorum, adamları da yaptıklarını da deyip bir de hemen ertesi gün pek sevdiğim A. ve Leopoard Lover G. ile Maya deyince evet yıl sonu kapanışları bir de üstüne bu grupla gerek "orijin olsun, gerek grup olsun, gerek konulu olsun, gerek şampanyalı olsun" derken resmen şekilli oldu.

Nefes almanın zorluğu içerisinde ezilirken insanoğlunun hayata tutunuşu da ilginç. Ortada bir saçmalık var ama bakalım ne zaman bitecek..?