Friday, January 25, 2008

Her şey sanal olunca


Artık karneler de internet üzerinden takip edilebilecekmiş. Gayet üzücü bir haber çünkü her şey gitgide sürpriz olmaktan çıkıyor, tüm albenisini kaybediyor.
Kötü bir öğrenci olarak her karne dönemi benim için sancılıydı. "kaç kırık gelecek, J.A. & F.A.'ya ne diyeceğim, nasıl bahaneler uyduracağım "diye düşünürdüm. Neticede kıyamet kopmazdı, bizimkiler sadece yapabileceğim halde biraz olsun çalışmadığım için kızarlardı, başka da bir şey demezlerdi. Hadi sömestirlik karne bir şey değil, onu herkes alıyor ama bir de SP'de aylık karne vardı ki...Aman yarabbim, her ay gerçekleşen gereksiz bir aktivite, gereksiz kalp çarpıntısı.
Ne var ki yine de çocukluğun, ilk gençliğin güzel heyecanlarıydı onlar. Karneyi okulda almak, eve götürmek, imzalatmak filan hepsi yaşanması gerekenlerdi. Şimdi veliler şak diye görebileceklermiş. Ne kadar sıradan, ne kadar teknolojik, ne kadar ruhsuz, ne kadar heyecansız bir durum.
İyi ki çok çalışkan bir öğrenci değilmişim, iyi ki öyle olmamışım, iyi ki sınfın arka sıralarında oturan olmuşum da günlerimi, gençliğimi yaşamışım, eğlenmişim diye düşünmüşümdür de geç yaşlarda gelen bir kimlik bunalımı yaşamamışım. Bunda elbette A. ailesinin etkisi var, yoksa farklı bir insan olurdum. Ayrıca o dönem takdir makdir alanlar şu anda hiçbir yerde değiller. Yani kasmanın alemi yokmuş. Hoş kasan öğrenciler değil de mutlaka velilerdir de onlar da oturdular işte şimdi çöken yüksek kariyer hayallerinin ardından torun bakıyorlar, evlatlarını vasat hayatlarını seyrediyorlar.
Ne güzel karne günleri de yarım gün olurdu, çıkışta İstiklal'deki Jimmy'z'e veya McDonalds'a gidilir, İtalyan'dan, Alman'dan gelen öğrencilerle buluşulurdu.
P.S. Bu kadar kötü ve numaracı öğrenci olmama rağmen hiç imza taklit etmedim, not değiştirmedim. Neyse gösterdik, kefaretini ödedik oturduk.

No comments: