05 Kasım 2009 Perşembe

wish list # 7






Gerçi çervesini pek beğenmedim ama Super marka gözlük istiyorum ve de çok beğeniyorum. Atina'da bir dükkanın vitrininde görmüştüm ama gece yarısı saat bilmem kaç olduğu için içeri girip de alamadım ama istiyorum beğeniyorum. Türkiye'de yok. Ya da geliyorsa da birkaç dükkan bavul ticareti ile getiriyordur tek tük. Bu modelin özelliği Zeiss camlarının altın olması. Biliyorum ağır kıroyum ama takıp çıkar mıyım? Kesinlikle. Sadece çerçevesinin rengi ve şekline çok bayılmadım onun dışında altın ile ilgili sorunum elbette yok.
Forever gold girl godiva anotherstar.

Konuşmayıp yapanlardan

Benim etrafımda konuşan insan çoktur. Sürekli havalı havalı konuşup "ne kadar sevdiklerinden, ne kadar beğendiklerinden, ne kadar aşık olduklarından, ne kadar iyi dost olduklarından, ne kadar arkadaş olduklarından, ne kadar yanımda olduklarından, ne kadar özel olduğumuzdan, ne kadar can olduklarından, ne kadar benzer olduğumuzdan, ne kadar ayrılmaz dost - ayrılmaz sevgili olduğumuzdan" bahsederler. Ama bu kadar konuşmaya sonuç sıfıra sıfır elde var sıfırdır. Şimdi "sıfır" demek de yalan olur çünkü doğruya doğru sonuç sıfır değil. Ne var ki böylesine büyük ve iddalı lafları edenlerin davranışları ettikleri lafların yanında sıfır gibi kalıyor. Eğer kişi doğru dürüst davranmayacak ve zamanında kıymet göstermeyecekse bu laflara gerek yok bence. Ben beklemiyorum zaten. Hem yoruluyor hem de beni yoruyor.
Mamafih yine de şanslıyım. Bu kadar konuşanın yanında onun kadar büyük konuşmayıp büyük hareketlerde bulunanlar da var etrafımda. Belli etmiyorlar, beklenti uyandırmıyorlar ama bir anda şaşırtıp gerçek yüzlerini güzelce gösteriyorlar. Bayılıyorum. Özellikle de karşı cinste. Mümkünse karşı cins- hele bir de etkileniyorsa, onu beğeniyorsa - afilli laflar kullanmasın, ağdalı aşk edebiyatı yapmasın. Kendi gibi olsun gerektiği zaman da gerekeni yapsın yeter de artar bile, tamamdır.


Bu lava lamp denilen hadiseye öyle hayran değilim. Ya da 70lerin psikodelik olayına. Ne psikodelik müziği severim ne de tarzını, ne de yaşam biçimini. Fakat görüntüsü ilginç geliyor. O böyle akması, soğukta donması, garip garip şekillere girmesi komik yani. Kendisine yaptığım muhtelif ev ziyaretlerimde görmüş, her seferinde de klasik ben olarak "aaaa çok güzelmiş, ben biraz buna bakayım sen benimle ilgilenme" demiştim. Unutmamış ya da içinden gelmiş almak istemiş bilmiyorum ama artık I have a mathmos lava lamp. Çok eğlenceli çok komik.
Şu hayatta beni şaşırtan, beklenmedik anda karşıma eğlendiren komik sürprizlerle çıkan insanlara bayılıyorum. Forever kategorisine koyuyorum, diğer yanda çok konuşup da bir şey yapmayan kitledekiler ise gitgide lava lambasındaki baloncuklar gibi patlıyor ve patlıyor ve patlıyooooor.

04 Kasım 2009 Çarşamba

Gidenlerden...


İşte gidenlerden bir tane daha. Hem de en önemlilerinden, bir yolu tamamen değiştirenlerden. Bizde pek bilinmez. Ya da sadece alanındakiler bilir, gerisi zaten hocası Ünsal Oskay derste okutmadığı için haberdar değildir, bilme ihtiyacı da hissetmez. Hiç öyle cahilleri eğiteyim, ilerlesinler vatana millete yararlı olsunlar kaygısındaki insanlardan değilim. O yüzden sadece üzgünüm. Az okuduğum, üzerine az çalıştığım için, yazdıklarını iyice incelemediğim için... Gerisi hiç mi hiç umrumda değil.

03 Kasım 2009 Salı

Günün heyecanı

Sadece gülümsüyorum. Tebessüm ederek bakıyorum ekrana. Bildiğin gerzek gibi. I heart ...


Yıl 1978, Rose Royce efsane bir şekilde sahnede ve Wishing On A Star'ı söylüyor...

I'm wishing on a star
To follow where you are
I'm wishing on a dream
To follow what it means
I'm wishing on a star
To follow where you are
I'm wishing on a dream
To follow what it means
And I wish on all the rainbows that I see
I wish on all the people who really dream
And I'm wishing on tomorrow, praying it'll comes
And I'm wishing on all the lovin' we've ever done
I never thought I'd seeA time when you would be
So far away from home
So far away from meJust think of all the moments that we'd spent
I just can't let you go, for me you were meant
And I didn't mean to hurt you, but I know
That in the game of love you reap what you sow
I feel it's time we should make up, babyI feel it's time for us to get back together
And make the best of things, oh, baby
When we're together, whether or never
I feel it's time we should make up, baby
I feel it's time for us to get back together
And make the best of things, oh, baby
When we're together, whether or never
I'm wishing on a star
To follow where you are
I'm wishing on a dream
To follow what it means
And I wish on all the rainbows that I see
I wish on all the people we've ever been
And I'm hopin' on all the days to come and days to go
And I'm hopin' on days of lovin' you soI'm wishing on a star
To follow where you areI'm wishing on a star
Oh;oh;oh;
And I wish on all the rainbows that I see
I'm wishing on a star
To follow where you are
I'm wishing on a star
And I wish on all the rainbows that I see
I'm wishing on a starTo follow where you are
I'm wishing on a star
oh, oh, ah, ah
I'm wishing on a star, oh,oh
To follow where you are
I'm wishing on a star, baby
To follow wherever you might be
Wishing in a star, oh, oh
To follow where you are,
oh, oh, ah, ah

Dream on # 12

francis ford coppola, ailesi ama aslında suratsız çirkin sofia ve hımbıl oğlu roman dışında varolan iki çocuğu, evleri, yemek, "how green was my valley" tadında şarap bağları ve tüm bu hikayenin ortasında ben çünkü hepsi benim homie'm. nasıl da fantastik rüyalar gören bir insanım....

02 Kasım 2009 Pazartesi

Dönüş


Ne yazık ki her gidişin bir dönüşü var. Dilini bilmediğim, kimseyi tanımadığım (yes, ne yazık ki les jumelles n'ont pas pu y venir car elles sont tombées enceintes. en meme temps et sans savoir que l'autre est tombée enceinte aussi. je crois que c'est ça etre jumelle-jumeau-. en je pense que j'irai les voir vers la fin de janvier apres la naissance des bébés. yani katerina'nın fransa döneminden sadece ben vardım) bir şehirde bu kadar mı eğlenebilirim, bu kadar mı rahat hissederim, bu kadar mı sokaklarında rahatça dolaşır o çok zor dil yunancıyı ezberleyerek konuşabilirim. Atina, tamamdır, yunanlılar zaten tamamdır hele hele yunan erkekleri ... ağır tamamdır (ama kızlar çirkin)

atina, kolonaki, missoni kafe, zonar's -forever-, fanis, afroditis, george, elli, viki, katerina, konstantinos, dimitris, kostis (heart him ), mikhalis, theodoros, kıbrıslı türkçe konuşan kıbrıslı rumlar, zeybeki-zeybek dansı, hotel king george, efharisto, to millo hellenica, chanel new york red, b.'nin pullu elbisesi, forever gold and gold and again, metro, akropolis, adonis

Giderim ben yine. Sadece gelini tanıyıp başka kimseyi tanımadan, dilini konuşmadan bu kadar rahat edip, bu kadar da iyi dostlar edindiysem önümüzdeki zamanlarda yakındır gitmem-ve de gelmeleri-. Hele 1 ay filan kalsam -belki yazamam- ama kafadan konuşurum.

P.S. bu arada türkler mümkünse seyahat etmesin. evet her seyahat sonrası aynı şeyi söylüyorum ama bu varoluş biçimine ne yapabilirim ki? gidip de daha açılmamış kontuara durmaksızın soru sormak mesela? herkes mi elinde pasaportla gidip mutlaka uçağın kaçta kalkacağını sorar? veya anons edilince kapıya doğru koşar? zaten oturacak yerin belli her şey tamam daha nereye ve neden koşuyorsun? veya uçakta önünde oturan arkadaşına "kankaaa noldu maç?" diye bağırmalar. ve tabii uçak durmadan kemeri çözüp ayağa kalmayı ve dolaplardaki eşyaları indirmeyi geçiyorum. işte bu yüzden mümkünse türk insanı seyahat etmesin.

P.S. (2) demet şener'in beyazlığı ve solaryumlu olmayışı benim beğeni kriterime uygun ama o dudaklar nedir? gerçek mi? hep böyle miydi yoksa yapıldı mı? çünkü gerçekten de donald duck gibi bir ağzı olmuş kendisinin. evet aynı uçaktaydık evet kalın sesini ve ibrahim'den izinli ve onaylı eskiye nazaran daha edeplice atılan kahkahalarını duyduk .

27 Ekim 2009 Salı

Adonis'in toprağı



Adonis tek başına da olur, Venus ile beraber de hiç fark etmez ama ben orada olacağım. Adonis kaslı karşı cinse ayrıca hayranım ama lütfen türk erkeği maçtan sonra eğer Adonis değilse gövdesine, ağırlığına ve de kemerinin etrafını sarmış yağ kitlesine bakmadan üstünü çıkartıp elinde formayı sallamasın! Gerçekten kabus bir görüntü. Ama şayet Adonis ise, buyursun dükkan kendisinin hepimiz onunuz. forever.

Kalimera guzum.