Monday, May 7, 2007

Erguvanların peşinde

erguvanlı tepelerin eteğinde kuzguncuk-beşiktaş arası boğazda bir yer, j.a.


J.A.'ya göre biz A. ailesi olarak evlatşahi bir aile yapısına sahipmişiz. Haliyle benim bu durumdan bir şikayetim olamaz, olamadığı gibi, ilerde ben de evlenmeye, çocuk yapmaya karar verirsem aynen ben de öyle yaparım: gosse au centre de la famille
Durum böyle olunca sanki akp'lilerin kutlu doğum haftasını kutladığı gibi, biz de başladık kutlu doğumgünü haftasını kutlamaya. J.A. "çocuğum, sen şimdi yoğun olursun bu hafta, pazartesi günü ben hastalarımı iptal edeyim seninle çıkalım erguvanların açtığı yerlere gidelim, İstanbul'u yaşayalım" dedi. Artık "30" diyeceğim şu günlerde, "çok olgunum, çok uyumluyum, çok sakinim " felsefesini benimsediğimden hiç huysuzluk göstermeden kabul ettim ve kendimi Beşiktaş-Üsküdar motorunda buldum. "Ne yemek istersin" sorusuna da rakı-balık diye cevap verdiğimden rota öğle vakti Kuzguncuk'taki İsmet Baba'ya çevrilmiş oldu.
Kuzguncuk güzel semttir, Yeşilköy gibidir. Fırını, manavı, kiliseleri, eczanesi ve denizi ile gerçek bir İstanbul semtidir. Çocukken çok giderdik, Can Yüceller otururdu o zaman. İsmet Baba'ya da en son Efsane ile gitmiştik kaç zaman önce-hem de motorla (kimbilir nasıl döndük?).
Neticede güzel bir gündü; J.A. erguvanlarını ve mor salkımlarını gördü, mutlu oldu, gülerek "bu mavi renk sana yakışmış ama öğlenleri bir tek ile kal, çocuğum" dedi.
P.S. Bahar geldi, balkondaki çiçekler çoştu, her şey pek bir şahane ama bir durum var ki; gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum. Öyle gül seveni olmasam da balkonda güzel saksı gülleri var ve havanın ısınmasıyla da çok güzel açıyorlar. Peki, ne renk açıyor bu güller? Sarı-kırmızı! Kabus gibi resmen. Her sabah açıp baktığımda karşımda bu renkler, büyüdükçe de büyüyor namussuzlar.
P.S.(2) Renkler menkler derken F.A. dün yıkılmıştı, seyredememiş de üzüntüden, açıp bana soruyor "nasıl oynuyoruz", "skor kaç kaç" diye. Ne diyeyim ki, telefonun ucundaki çok sevdiğim F.A.'ya hatta sevdiğim yegane Galatasaray taraftarına "üzülme sen, seneye her şey çok güzel olacak, geçecek bu sıkıntılarınız. ayrıca daha bizimle maçınız var, hayat bu belli olmaz, belki size yeniliriz" laflarından başka.
P.S. (3) Gerçekten karşı cins ilginç bir düşünce biçimine sahip. Tam yukarda yazmışım çoluk çocuk bir gün diye, az önce çok sevdiğim B. "naber yavrum, nedir kutlama programları" diye aradı. Onu ve kardeşini 10 küsür yıldır tanırım, çok da severim ve "yanında durup konuşmadan oturacağım" kadar yakın arkadaşlarımdır ikisi de. Konuşurken birden ciddi bir tonla"acaba seninle ben çocuk mu yapsak, güzel olur, ne dersin? " diye beni koparan, neredeyse telefonu düşürmeme sebep olacak bir laf attı ortaya. Ya gerçekten komik bu erkekler. Nereden buluyorlar bu lafları, bu zamanlamaları, şaşıyorum doğrusu.

1 comment:

hmm said...

PS (3) için:
"Allah söyletti" derler bizim oralarda :)
L.C.