Sunday, April 15, 2012

Never on sunday # 3


alt başlık: "just because it's not happening now, it doesn't mean it never will".

bunun doğruluğunu bilsem de bir yerlerde birilerinin de benzer düşündüğünü görmek duymak mutluluk ve rahatlık veriyor. bazen o kadar ama o kadar çok sıkılıyorum ki herhangi bir şeyi anlattığımda gelen cevabın "eee noldu? oldu mu? olacak mı? şu güne kadar olmadıysa olmadı demektir, neden olmuyor eğer senin düşündüğün gibiyse? artık başka şeylere mi baksan demek ki olmuyor?" gibi laflar olmasından, bu lafları duymaktan. fakat çözümü buldum; anlatmıyorum. genelde bazı frisky konulara anlatmadığım düşünülse de onları da gayet denk düştüğünde, flash news gibi aramam beklenmediğinde gayet keyiflice anlatıyorum; ama neticede onlar frisky hatta viski yani basit eğlenceli şeyler. ciddi olanlara dair ise "şu anda olmayan veya gerçekleşmeyen gerçek sayılmadığı" için konuşmamayı tercih ediyorum. artık birçok şeyi yapmayı veya yapmamayı tercih ettiğim gibi. hafiflikten, never on sunday'den bahsedeceğim yazı iken birden ciddiyet ve ahkam hakim oldu, hiç ama hiç gerek yok. sadece
bugünde olmayanlar olmayacak demek değildir. bir de bugün aslında bugünden ziyade dün. herkesin herkesle yaşadığı, sonuçları ve kendi çizdiği yol. yoksa gereksiz laflar topluluğu, faso fiso ve tabii whatever...andy warhol bile, başka birçok örnek gibi (misal pavarotti'nin türkiye'de reddedilmesi gibi), o günün şartlarında "olmayan, henüz gerçekleşmemiş" bir hayatın hayal kırıklığını yaşamış, moma tarafından reddedilmiş ama sonra...? yani gerçekten de bugün olmuyor oluşu gelecekte olmayacak demek değil. o halde cheers folks...

No comments: