Sunday, February 15, 2015

Never on Sunday'den Ugly on Sunday'e ...

Bir gün de güzel geçsin değil mi? Sorunsuz, keyifli, bol kahkahalı, mutluluk dolu. Ama yok. Bizim sınırlar içerisinde bunun mümkün olmadığını biliyoruz değil mi? Her günümüz bir azap, bir mutsuzluk hareketı resmen. İnsan yaşadığına sevinemiyor, mutlu olamıyor, güldüğünde başkasının üzüntüsünden ayıplıyor kendisini.

Savaş yani ciddi ciddi (iç) savaşın yaşanmadığı ülkelerde her gün-gerçekten de her gün- bir insan ölmez. Yok böyle bir şey. Özellikle de medeni, gelişmiş/gelişmekte olduğunu iddia edenlerde. Elbette bu iddiaların içerisinde yer alan "dindar" ibareyi geçiyorum çünkü tabii dindar olmak çok önemli bir gösterge. Neden? Dindar olunca her şey mükemmel oluyor, dindarlar hata yapmıyor, dindarlar kuralların dışına çıkmıyor. Hangi dinden olursa olsun bu değişmez, değil mi? Herkesin bildiği gibi hani din olursa olsun birkaç kural var hiç değişmeyen farklılık göstermeyen; çalmayacaksın, öldürmeyeceksin gibi. 

Uzun zamandır ağlamamıştım. Yani ciddi ciddi ağlamaktan bahsediyorum, şekerimin düştüğünde dudaklarımın kuruyup bayılacak hale geldiğimdeki bir anda gözlerimden fışkıran ağlamalar değil elbette bahsettiğim. Tarsus'ta evine dönmek için bindiği minibüsün şöfürü tarafından tecavüz edilip öldürülüp yakılıp giden 20 yaşındaki Özgecan sadece bir örnek (bir de cesedi yok etmek için bu tecavüzcüye yardım eden tecavüzcünün babası ile arkadaşı var da işin o iğrenç kısmını yazmıyorum). Sadece Ocak 2015'te 20 kadın cinayete kurban gitmiş. 2014 yılında 294 kadın (istatistik var hepsini yazmıyorum). Yılda 365 gün var. Biraz daha iddialı veya kendi ifade ettikleri halleri "sevdikleri için" hareket etse erkekler 365'e 365'i bulurlar. Her şey sevgi için...

Bir tane kılıksız bir kadın var bakanlık koltuğunda oturan. Hala açıklama yapmadı, doğru düzgün bir kınamada bulunmadı. Bravo gerçekten kendisine. Bir Kadın olarak harikulade bir iş çıkartıyor. 

Bugüne kadar yapılmış "kadın mıdır kız mıdır bilmem", "kadınlar çalıştığı için işsizlik var" gibi zeka geriliği belirten açıklamaları filan zaten geçiyorum çünkü nefretim çok büyük. Yok, artık bitti. Sevmemek, hoşlanmamak filan değil, o evreleri geçtik çoktan. Net Nefret! Üzgün filan da değilim. "İçte nefret biriktirmemek lazım", "beş para etmez adamlara değmez" "karma marma" filan gibi ulvi lafları kaale almıyorum. Yok ya, kalsın o nefret şimdilik. Bitmesi gerektiği gün bitiririm ben. Günün sonunda çirkin ve kötü olan ben değilim. Sorun zaten bende değil. Ama evet, bu insanlar, burası çirkin ve kötü. Bu çirkinlik devam ettiği sürece nefretim baki. Doğru, beş para etmez hiçbiri ama hepsi hissetsin kendilerine karşı oluşturdukları nefreti iliklerine kadar. 

Oysa ne güzel şeyler yazacaktım. Ama Türkiye burası. Güzel yok burada. Kötü ve çirkin var.

No comments: