Sunday, October 28, 2012

Bayram neşesi

6 günlük bayram tatili, öncesindeki iasos seyahatinde j.a.& f.a.'dan aldığım bayram harçlığım, ilk defa "kalabalıkça" istanbul'da bayram, sabaha karşı "roma yolcusu kalmasın", güzel hava, sakin istanbul (diye düşünürken karşı trafiğinin coşmuş olması), anneannemsiz ikinci (ama sonuncu olmayan) bayram, çok pek çoj özlediğim gey kapılım z.'den gelen telefon ve akabinde şimdi, cavit, yan ve bir o kadar özlediğim big k. sister e., a.ç., m., m.'nin bana aldığı kırmızı kalpli balon, biraz prosecco, biraz rakı, biraz bira, güzel yemek, güzel gece, keyifli vakit, kötü müzik hatta korkunç müzik (ama gerçekten bir insan bu kadar kötü nasıl çalabilir ve bu kadar zaman mekan işletmiş, kendini dj demiş biri nasıl bu kadar kötü çalabilir?), bayram sakinliğine geri dönüşü, roma'dan sevgilerle, patience, hala bayram tatili, bir de 29 ekim tatili, bir nevi forever never on sunday...

tabii bize böyle; çünkü bir de ateşin yaktığı yerler, haneler, aileler var.  açlık grevindekiler gibi, sevilir sevilmez (ki ben sevmem) ama oğulları mustafa balbay'ı bayramda beklediklerini gazete röportajında gözü yaşlı vaziyette anlatan iki yaşlı ana-baba var, üniversite öğrencisi olan çocukları hapiste olan aileler var, (y)ezidi olsalar da terörist olmadıkları takdirde sevilme ihtimali olan insanlar var. var da var yani ... bir de tabii salih memecan gibi karikatürler çizen (özellikle bugün çizdiği o kadar haysiyetli ki), sinan çetin gibi hocasına teşekkürleri ihmal etmeyen vb vb efsane insanlar da var bayram coşkusu yaşayan. bayılıyorum bu mozaik (!) dokuya...

şiştim gerçekten...

p.s. günler ve geçen zaman neticesinde bazı gerçek sonuçlara varış: 
1) - özlüyor musun?
a.- hayır.
2) özlüyor musun?
a.- evet.




    

No comments: